Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Tedavisinde Psikoterapi

{keremask} $title={Neler Var?}

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) tedavisinde psikoterapi, bilimsel olarak kanıtlanmış en etkili yöntemlerin başında gelmektedir. Günümüzde, OKB tedavisinde en yaygın ve başarılı şekilde uygulanan yöntem Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)'dir. Zaman içinde gelişen BDT, kendi içinde birçok farklı ve kapsamlı ekolü barındıran geniş bir çatısı haline gelmiştir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Tedavisinde Psikoterapi

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Çatısı Altındaki Ekoller

Modern psikoterapide BDT çatısı altında incelenen ve farklı hasta ihtiyaçlarına yanıt veren başlıca terapi ekolleri şunlardır:

  • Bilişsel Terapi (Cognitive Therapy)
  • Rasyonel Davranış Terapisi (Rational Behavior Therapy)
  • Çözüm Odaklı Terapi (Solution Focused Therapy)
  • Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy - ACT)

OKB Tedavisinde Bilişsel Yeniden Yapılandırma ve Rachman Yaklaşımı

Yapılan akademik araştırmalar, OKB tedavisinde BDT'nin tarihsel gelişimini incelemiş ve uzmanların ağırlıklı olarak bilişsel yeniden yapılandırma yöntemlerini kullandıklarını ortaya koymuştur.

Rachman (1997, 1998) tarafından öne sürülen yaklaşıma göre, OKB'de kompulsiyonların (tekrarlayan ritüel davranışlar) ortaya çıkmasındaki en temel faktör, bireyde aşırı derecede yükselmiş olan kişisel sorumluluk hissidir. OKB'nin hayatı zorlaştırdığı bireyler, kendi eylemleri dışında başka kişilerin eylemlerinden dahi suçluluk duyarak kendilerini sorumlu tutma eğilimindedir.

Rachman'a Göre İyileşme Aşamaları

Rachman, takıntıların (obsesyonların) tedavisinde mantık dışı ve hatalı yorumlamaların klinik ortamda hasta ile yüz yüze değerlendirilip değiştirilmesinin en etkili yöntem olduğunu savunur. Bu psikoterapi süreci şu adımlarla ilerler:

  1. Psikoeğitim: Tedavinin ilk ve en kritik aşamasıdır. Hastaya bozukluğun doğası bilimsel verilerle açıklanır.
  2. Ayrıştırma (Defüzyon): İstenç dışı gelen fikirlerin ve takıntıların, bireyin asıl kişilik yapısıyla hiçbir alakası olmadığı öğretilir.
  3. Bilişsel Değerlendirme: İstenç dışı düşüncelerin yarattığı hatalı bilişsel değerlendirmelerin, kişinin stres seviyesini artırdığı, obsesif düşüncelerin sıklığını çoğalttığı ve nihayetinde hastayı kompulsif eylemlere mecbur bıraktığı fark ettirilir.

Bilişsel Davranışçı Psikoterapilerde Üç Kuşak Gelişimi

Bilişsel Davranışçı Terapi teorisinin temelleri 1925'lere dayanırken, yaygın klinik kullanımı 1950'lerin başında hız kazanmıştır. BDT'nin tarihsel gelişimi günümüze dek üç temel kuşak (dalga) üzerinden incelenir:

  1. Birinci Kuşak (Davranışçı Ekol): Klasik koşullanma ve edimsel öğrenme yöntemlerinin popüler olduğu; gözlemlenebilir eylemlerin incelenmesi, yordanması ve değiştirilmesine odaklanan dönemdir.
  2. İkinci Kuşak (Bilişsel Davranışçı Ekol): Uyarıcı ve tepki arasında bağlantı kuran bilişlerin gücüne vurgu yapar. Temel hedef, işlevsel olmayan fikir ve eylemlerin yeniden yapılandırılarak değiştirilmesidir.
  3. Üçüncü Kuşak (Yeni Nesil Yaklaşımlar): Diyalektik Davranış Terapisi (DBT), Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi (MBCT) ve Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) gibi modern ekollerin öne çıktığı çağdaş dönemdir.

Üçüncü Kuşak Bir Yaklaşım: Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Steven Hayes tarafından 2000'li yılların başlarında geliştirilen Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), geleneksel BDT'den çok önemli bir noktada ayrılır. ACT, düşüncelerin ve duyguların içeriğini değiştirmek yerine, bu düşüncelerle kurulan ilişkinin sürecine odaklanmayı önerir. Aynı zamanda klasik yaklaşımlara, Doğu felsefesinden ilham alan kabullenme ve farkındalık (mindfulness) tekniklerini entegre etmiştir.

ACT'nin Temel Hedefi: Psikolojik Esneklik

Klasik BDT, işlevsel olmayan düşüncelere karşı kanıta dayalı çözümler üreterek değişimi hedeflerken; üçüncü kuşak dalga yaklaşımlarından ACT, fikirlerin ve duyguların değiştirilmesi yerine doğrudan fark edilip kabul edilmesini amaç edinir (Tosun ve Yörük, 2015).

ACT tedavisindeki ana hedef, bireyin semptomlar ve baskılayıcı hislerle kurduğu bağın dönüşüm yaşamasıdır. Semptomlara sebep olduğu sanılan rahatsız edici fikirlerden kaçınmak yerine, onlara daha yakından bakmak hedeflenir. Bu terapi süreci altı temel aşama üzerinden yürütülür ve nihai amaç, bireyin hayatın getirdiği tüm zorluklar karşısında sağlıklı bir psikolojik esneklik kazanmasını sağlamaktır.

Daha yeni Daha eski