Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), bireyin günlük yaşam işlevselliğini derinden etkileyen, istenmeden gelen düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı hafifletmek amacıyla yapılan yineleyici davranışlar (kompulsiyonlar) ile karakterize edilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Bu rehberde, OKB'nin tarihsel gelişimini ve modern psikiyatrideki en güncel standart olan DSM-5 tanı kriterlerini adım adım inceleyeceğiz.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Tarihsel Gelişimi
Obsesif Kompulsif Bozukluğun tarihsel kökenleri literatürde yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Tıbbi açıklamaların yetersiz olduğu eski dönemlerde, pek çok psikiyatrik rahatsızlık gibi OKB de dini kitaplarda farklı isimlerle anılmış; büyücülük ve mistik inançlar çerçevesinde aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bilimin ilerlemesiyle birlikte dinsel ve mistik görüşler yerini tıbbi kavramlara bırakmıştır.
Psikiyatri literatüründe bu durumu klinik bir çerçevede ele alan ilk bilim insanı Jean Etienne Dominique Esquirol (1838) olmuştur. Esquirol, takıntı ve zorlantıları bir melankoli belirtisi olarak tanımlamıştır.
Kavramsal Dönüşüm ve Terminolojik Gelişim
- İlk Obsesyon Terimi (1866): Literatürde "obsesyon" terimini ilk kez Belçikalı psikiyatrist Morel kullanmıştır. Morel, OKB'yi otonom sinir sisteminin kompleks bir durumu olarak değerlendirmiş, durumu psikozdan ziyade nevroz spektrumunda yorumlayarak hastaların içgörüsü (farkındalığı) olduğunun altını çizmiştir.
- Alman Ekolü ve "Zwang": Aynı dönemde Alman psikiyatri ekolünde, kişinin kendi iradesi dışında gerçekleşen düşünce ve davranışları tanımlamak için "zorunluluk" anlamına gelen "zwang" kelimesi kullanılmıştır. Bu, obsesif kompulsif semptomları anlama yolundaki ilk güçlü teorik terimdir.
- İngiliz ve Amerikan Literatürü: "Zwang" kelimesi İngiliz literatürüne, o döneme dek şeytani bir yönlendirme olarak kabul edilen "obsesyon" (takıntı) şeklinde tercüme edilmiştir. Amerikan psikiyatrisinde ise bu eylemlere "kompulsiyon" (zorlantı) adı verilmiştir.
Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayımlanan ve mental bozuklukların evrensel standartlarını belirleyen DSM (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı), 1952 yılından itibaren 5 kez revize edilmiştir. Mayıs 2013'te yayımlanan DSM-5 versiyonu ile OKB, "Kaygı Bozuklukları" başlığının altından kaldırılmış ve tamamen yeni bir kategori olan "Obsesif-Kompulsif Bozukluk ve İlişkili Bozukluklar" çatısı altına alınmıştır.
DSM-5'e Göre Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Tanı Kriterleri
Bir bireye OKB tanısı konulabilmesi için aşağıdaki DSM-5 kriterlerinin karşılanması gerekmektedir:
A. Obsesyon, Kompulsiyon veya Her İkisinin Birlikte Varlığı
Obsesyonlar (Takıntılı Düşünceler) aşağıdaki iki madde ile tanımlanır:
- Bu bozukluk sırasında kimi zaman zorla ve istenmeden zihne gelen, çoğu kişide belirgin bir anksiyete (kaygı) ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler.
- Kişi bu istenmeyen düşüncelere, dürtülere veya düşlemlere önem vermemeye, onları baskılamaya ya da başka bir düşünce/eylem ile etkisizleştirmeye (nötralize etmeye) çalışır.
Kompulsiyonlar (Zorlantılı Eylemler) ise aşağıdaki iki madde ile tanımlanır:
- Kişinin obsesyona bir tepki olarak geliştirdiği ya da katı bir biçimde uygulamak zorunda hissettiği kurallara göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici fiziksel davranışlar (örneğin; el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) veya zihinsel eylemler (örneğin; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessizce tekrarlama).
- Bu davranışlar veya zihinsel eylemler, yaşanan sıkıntıdan kurtulmaya, bu sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan bir durumdan korunmaya yöneliktir. Ancak bu eylemler, korunulması tasarlanan gerçeklikle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir veya açıkça çok aşırı bir düzeydedir.
B. İşlevsellikte Bozulma ve Zaman Kaybı
Mevcut obsesyon ya da kompulsiyonlar bireyde belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha fazla zaman alırlar) ya da kişinin günlük işlerini, mesleki (veya eğitimle ilgili) işlevselliğini ve olağan toplumsal etkinliklerini önemli ölçüde bozar.
C. Dış Etkenlerin Dışlanması
Deneyimlenen bu bozukluk, kötüye kullanılabilen bir ilacın, tedavide kullanılan tıbbi bir maddenin ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
D. Başka Bir Eksen 1 Bozukluğu ile Sınırlı Olmama Durumu
Kişide başka bir psikiyatrik bozukluk varsa, obsesyon veya kompulsiyonların içeriği sadece bununla sınırlı değildir. Örneğin; aşağıdaki durumlar tek başlarına OKB olarak değerlendirilemez:
- Yeme bozukluğu durumunda sadece yemek konusu üzerinde düşünüp durma,
- Trikotillomani durumunda sadece saç çekme üzerinde durma,
- Beden dismorfik bozukluğu durumunda sadece dış görünümle aşırı ilgilenme,
- Madde kullanım bozukluğu durumunda sadece ilaçlar üzerinde düşünüp durma,
- Hipokondriyazis durumunda sadece ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma,
- Parafili durumunda sadece cinsel dürtüler veya fanteziler üzerinde düşünüp durma,
- Majör depresif bozukluk durumunda sadece suçluluk üzerine geviş getirircesine (ruminasyon) düşünme.
OKB Belirleyicileri (Klinik Alt Tipler)
Tanı konulurken hastanın durumu şu belirleyicilerle (varsa) detaylandırılır:
İçgörü Durumu:
- İçgörüsü iyi: Kişi, inanışlarının gerçek olmadığının farkındadır.
- İçgörüsü kötü: Kişi, inanışlarının olasılıkla gerçek olduğunu düşünür.
- İçgörüsü yok / Sanrısal inanışlar: Kişi, inanışlarının gerçek olduğuna kesin olarak inanmaktadır.
Tik Durumu:
- Tikle ilişkili: Kişinin o sırada ya da geçmiş yaşam öyküsünde bir tik bozukluğu geçmişi vardır.